rush
rush nədir, İngiliscə nə məna gəlir, Türkcə rush nə mənasıdır? İngiliscə - Türkcə
n. acele, telaş, kızarıklık, kızartı, koşma, koşuşturma, sıçrama, atılma, saldırma, hücum, akın, üşüşme, toplanma, rağbet, kur, saz, hasırotu, önemsiz şey, fasa fiso
————————
v. acele etmek, koşmak, şiddetli esmek, hızlı akmak, atılmak, düşünmeden girişmek, aceleye getirmek, acele ettirmek, sıkboğaz etmek, sıkıştırmak, koşturmak, acele ile göndermek, yetiştirmek, çabucak halletmek, hücum etmek, saldırmak, üstüne atılmak, kur yapmak [amer.], asılmak [amer.], kazıklamak [brit.]
* * *
1. acele et (v.)
2. acele etme (n.)
* * *
I
1.
verb
(to (make someone or something) hurry or go quickly: He rushed into the room; She rushed him to the doctor.) acele etmek, koşturmak
2. noun
1) (a sudden quick movement: They made a rush for the door.) atılış, hamle
2) (a hurry: I\'m in a dreadful rush.) acele, telâş
•
- rush hour
II
noun
(a tall grass-like plant growing in or near water: They hid their boat in the rushes.) saz, hasır otu
v.acele et:n.acele etme
/raş/ e. acele etmek; koşmak, seğirtmek; acele ettirmek, koşturmak; aceleyle/baştan savma yapmak, aceleye getirmek; sıkboğaz etmek, sıkıştırmak; saldırmak, üstüne çullanmak ¤ a. acele, telaş; itip kakma; saldırı, hamle; üşüşme; rağbet, talep, istek; bitk. hasırotu, saz give sb the bum's rush birini yaka paça etmek, yaka paça götürmek in a mad rush çılgın gibi rush sb off his feet sıkıştırmak, iki ayağını bir pabuca sokmak rush hour işe gidiş-geliş saatleri, trafiğin en yoğun olduğu saatler rush order acele sipariş rush print sin. deneme kopyası, deneme eşlemi
İngiliscə - Türkcə lüğətdə İngiliscə rush sözünün Türkcə mənası nədir? İngiliscə dilindəki rush sözünün Türkcə dilindəki mənasını yuxarıda oxuya bilərsiniz.
Was this article helpful?
93 out of 132 found this helpful